Satranc tahtası gibi oyunlar ve entrikalarla dolu koca bir tarih. Ve arkasında hain ilan edilen kahramanlar, kahraman sandığımız cellatlar. Dünya devlerinden pompalan masallar ve hayran hayran dinleyen cüceler.. Tarihin derinliklerine hoş geldin, günümüze doğru yolculuğa ne dersin?

Kazım Karabekir'in günlükleri gün yüzüne çıktı

Kurtuluş Savaşı'nın önemli isimlerinden Kazım Karabekir'in, tarihin bazı karanlık noktalarını da aydınlatacak günlükleri ilk kez yayınlanıyor.

Kurtuluş Savaşı'nın 'kilit' komutanlarından Kazım Karabekir'in günlükleri ilk kez yayınlanıyor. Önemi büyük günlükler 5 Kasım'da iki cilt halinde, Yapı Kredi Yayınları'nın 3 bininci kitabı olarak çıkacak. Kitabı yayına hazırlayan Yücel Demirel, günlüklerin 1906-1948 tarihleri arasını, daha önce yayınladıkları İsmet İnönü'nün ve Fevzi Çakmak'ın günlüklerinden daha detaylı biçimde anlattığını söylüyor; 'Sıradan okuru ne kadar ilgilendirir bilemem ama tarihçiler için karanlıkta kalan bazı noktaların açıklık kazanabileceğini söyleyebilirim. Günlükleri ham haliyle yayınlıyoruz, okuyucuyu ya da tarihçileri yönlendirmek gibi bir niyet elbette yok.'

Tarihin epey yoğun ve maceralı aktığı bir dönemi, bizzat o tarihi yapanlardan birinin kaleminden yansıtmasının dışında günlüklerin önemini arttıran, duruma heyecan katan başka bir unsur daha var; Karabekir'in yaşamının 'gizemli', 'gölgede kalmış', üstü kapatılmış anlar içermesi ve çeşitli spekülasyonlara konu edilmesi.

İran'ı güçlendiren Amerika?

Yanlış okumadınız. İran'ı ve Ortadoğu'daki diğer radikal grupları güçlendiren, ABD'nin 40 yıldır izlemekte olduğu politikadır.

Bu tespit, ağzını her açtığında ABD'yi eleştiren ve her sorunun faturasını Washington'a kesmeyi alışkanlık haline getirmiş bir Arap aydına ait değil. Öyle olsa, üzerinde durmaya gerek olmazdı. Bu tespiti yapan isim, uzun yıllar CIA'de analist olarak çalışan ve bir süre Türkiye masası şefi olarak görev yapan biri ise üzerinde düşünmeye değer.

Fuller, bu görüşünü, Türkiye ve Brezilya'nın öncülük ettiği nükleer girişime ilişkin ABD'de başlayan tartışma çerçevesinde yazdığı bir makalede dile getirdi. Christian Science Monitor gazetesindeki yazısına Fuller, şu soruyla başlıyor: "Dünya, iki önemli, sorumlu, demokratik ve rasyonel devletin krize müdahale etmesinden ve ABD'nin onlarca yıldır sürdürdüğü İran politikası ahmaklığına engel olmaya çalışmasından memnun olmamalı mı?"

Türkiyede demokrasi rüzgarlarının esiş macerası

türkiye’nin birçok resmi bayramı veya kutlama vesilesi var, ama ne yazık ki “14 mayıs” bunlar arasında değil. ben herhangi bir “devlet adamı”nın 14 mayıs vesilesiyle bir kutlama mesajı yayımladığını hatırlamıyorum. oysa, başta cumhurbaşkanları olmak üzere devlet erkânımız ne kadar da çok vesileyle anma veya kutlama mesajları yayımlıyorlar!

gerçekten de 14 mayıs türkiye için çok önemli bir tarih, aslında bir “dönüm noktası”. bundan altmış yıl önceki 14 mayıs’ta türkiye’de otoriter bir cumhuriyetten demokratik cumhuriyete geçişin ilk adımı atıldı. cumhuriyet döneminde ilk defa bu tarihte serbest seçimle iktidar el değiştirdi. muhalefetteki demokrat parti halkın teveccühü sayesinde çeyrek asrı bulan tek-parti iktidarını barışçı yoldan devirmeyi başardı.

Stalin'in yargısız infaz emri

Rusya Devlet Başkanı Medvedev'in özel talimatıyla Nisan 1940'ta ülkenin Smolensk kenti yakınlarında Katin ormanında 20 binden fazla Polonya subayının öldürülmesiyle ilgili gizli belgeler gün ışığına çıkarıldı.

Yoldaş Stalin'e başlığı ile yayınlanan eski Sovyet İçişleri Komiserliği'ne ait bir belgede, üst düzey Sovyet yetkililerinin imzalarının bulunması dikkat çekti. Belgede askeritoplama kamplarında çok sayıda üst düzey Polonyalı askerin infazı ile ilgili konunun ele alınması isteniyor. 'Çok gizli' ibaresi bulunan belge ile, 14 bin 700 Polonya subayının esir kampında tutulduğu, Ukrayna ve Belarus topraklarında da toplam 11 bin Polonyalıaskerin bulunduğu ve bunların kurşunadizilmesi konusunun görüşülmesi talep ediliyor.

Dünya üzerinde Abdülhamid Han'ın izleri

Zamboanga neresi, Yıldız Sarayı neresi?

Filipinler'de Mindanao adasında, halkının tamamı Müslüman olan bir yerleşim yerinin ismidir Zamboanga.

Burada Taluksangay adını taşıyan bir cami, Müslümanlara bu topraklardaki köklerini hatırlatırken, turistler için de uğranmadan geçilemeyecek şirin bir mekân. Kapısındaki kitabeye bakılırsa 1885 yılında yaptırılmış. Tahmin ettiniz: Abdülhamid'in buraya gönderdiği yardımlardan bu cami de nasibini almış durumda. Kubbesinde ve minaresinde bulunan hilal, hilafetin gölgesinde bulunduklarını gösteriyor.

Hint Okyanusu'na uzanalım şimdi de: Seylan'dayız. Ve Seylan'da Müslümanların medar-ı iftiharı olan Hamidiye Mektebi'nin önünde toplanmış öğretmen ve öğrencileri görüyoruz eski bir fotoğrafta. İsimleri yazılı altında: Samir'ler, Muhiddin'ler, Enis'ler, Selim'ler... Hepsi Abdülhamid'e (veya bu kitabın okurlarına) ta oralardan ve zamanın içinden selam ediyorlar. Okul halen faal ve ismi Hameedia Boys' School'dur.

Gizlenen Ayasofya'nın Tapusu

Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’yı kendi üzerine mal varlığı olarak geçirdiği ortaya çıktı

BAŞBAKANLIK Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, devletin tapu kayıtlarında Ayasofya’nın tapusunu bulduklarını açıkladı. Yusuf Beyazıt, Ayasofya’nın mal varlığının “Ebulfetih Sultan Mehmet” adına olduğunu kaydederek “Orijinal tapuya ilk kez ulaştık. Çok heyecanlandık” dedi. Ayasofya’nın asırlardır süren tartışmaların aksine, tarihte iddia edildiği gibi, hiçbir zaman Hz. İsa, Hz. Meryem ya da Kutsal Ruh gibi “Nam-ı Müstear” veya “Nam-ı Mevhum” denilen, şu anda hayatta olmayan ruhani varlıklar üzerine kayıtlı olmadığı da orijinal tapu kaydının ortaya çıkmasıyla kesinleşti.

Üstad Necip Fazıl'ı 79 yaşında cezaevine koyacaklardı

Bugün Necip Fazıl Kısakürek'in 27. ölüm yıldönümü. Ünlü şairin avukatı Muhammet Emin Özkan, Üstad'ın 79 yaşında hasta hasta cezaevine konulmaya çalışıldığını anlattı. Mahkemenin bilirkişi raporuna rağmen Necip Fazıl'ı 'Sultan Vahidüddin' adlı kitabından dolayı 1,5 yıl hapse çarptırdığını belirten Özkan, cezayı 8 ay ertelettiklerini, bu süre içinde şairin vefat ettiğini söyledi.

Ünlü şair-yazar Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün üzerinden 27 yıl geçti. 25 Mayıs 1983'te hayata gözlerini yuman Kısakürek'in hüzün dolu son yıllarını avukatı Muhammet Emin Özkan Zaman'a anlattı. Necip Fazıl'ın 6 yıl avukatlığını yapan Özkan, büyük şairin ömrünün mahkemelerde geçtiğini söylüyor. Hayatı boyunca birçok hastalık ve davayla mücadele eden Kısakürek, ölmeden önce oturduğu evin tahliyesi için ev sahibinin, işyeri ve Büyük Doğu Yayınları'nın tahliyesi için işyeri sahibinin açtığı davalarla uğraşmış. Ünlü şairi en çok sarsan ise İstanbul Toplu Basın Mahkemesi'nde Sultan Vahidüddin adlı kitabı sebebiyle açılan ceza davası olmuş. Bilirkişi raporu kitapta "Atatürk'e hakaret yoktur." dediği halde 1,5 yıl hapse çarptırılan Necip Fazıl, 8 aylık ceza erteleme süresinde vefat etmiş.

Ermeni vahşetine canlı örnek buyrun

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)

-Akçik...
(Kız)

Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan bürülü! gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

Mührün zalimin eline verildiği ülke Hindistan

İngilizlerin Hindistan’daki din politikası, başından beri mücadele bilincine sahip müslümanlara karşı hinduları desteklemek olmuştur. Üst kastlara mensup hindular da müslümanların etkisinin kırılması açısından İngilizlerle işbirliğini tercih etmiş ve özellikle 1793’te çıkan toprak kanunu uygulaması çerçevesinde müslümanlara ait araziler üst kastlara mensup hindulara dağıtılmıştır.

Hindistan’da binlerce yıldır devam eden kast sistemi, insanlık tarihinin kaydettiği en kötü düzenlerden biridir. Kuzeyden gelip Himalayaları aşarak Hindistan’a egemen olan ve burada kast sistemini inşa ettikleri kabul edilen Aryanlar, Alman ırkçılığının diline doladığı üstün ırk masalının kahramanları olan Arî ırk mensupları olarak kabul edilir.

Kast sistemi ya da din kılıfında zulüm

Kast sistemi hindu inancının temel esaslarından biridir ve bu inancın en tepesindeki rahipler ve onlarla işbirliği içindeki soylular tarafından zorbalığın din kılıfına sokulmuş şeklidir. Bu sistemi kurgulayanlar dört ana kast tespit etmişlerdir. Buna göre her doğan çocuk gözlerini ana-babasının kastına, yani onun sosyal ve meslek sınıfına mensup olarak açar ve bunu asla değiştiremez.

Sahte Kuran basıp dağıtıyorlar

Bunu gormezlikten gelemezsiniz ve
gonderebileceginiz herMusluman'a gonderiniz.

Yeni AMERIKAN Kur'ani (tovbe ha$a): Tehlikeli tuzak yeni Kuran
Kuveyt'te "The True Furkan" (Dogru Kur'an) adi altinda
basilmaktadir.
Seytanin ayetleri olarak aciklanmaktadir ve Al-Furgan haftalik
magazini
arastirmalarinda iki Amerika basim sirketi olan "omega" ve "Wine
Press" in
"the True Furgan (Dogru Kur'an)" ve "the 21st Century Quran"
(21. Yuzyil Kur'ani) adi altinda basimlari yaptiklari ortaya
cikartilmistir.

Biz neden avrupa birliğine giremeyiz

Adamlar türk düşmanlıgın kaynağı işte.. Churcill, Avam Kamarası' nda yapmış olduğu bir toplantıda (1932) milletine ve temsilcilerine şu beyanatı vermektedir.:

"Sayın İngiliz kraliyet ailesi, Lordlar ve mebuslar. Bugün sizlere ebedi bir düşman ve onu imha politikasından bahsedeceğim. Bu düşman Türkler' dir. Nasıl ki atalarımız Amerika Kıtası' na gidip, oradaki yerli kabileleri kıyıma tabi tuttular ve onları imha ettilerse, bizler de bugün Asya' nın beyaz Kızılderelileri olan Türkleri öyle imha etmeli, kalanları ise sürüp, geldikleri doğuya, Asya' ya atmalıyız.

Dinle ilgili yalan haber nasıl yapılır?

15 yıllık gazeteci Yüksel Göktürk, Vatan Gazetesi'nde çalıştığı dönemde kurmaca haberlere nasıl gittiğini ve neler yaşadığını yazdı. Göktürk'ün aktardıkları bu kadarına pes dedirtti.

Bir kısım medyanın düzmeceden ibaret haberleri herkesin malumu. İnsanların ibadet etmesine bile tahammül edemeyen medya, ya yalan haber silahına sarılıyor ya mübalağa bombasına.

İran'dan Ermenistan'a Karabağ açılımı

Ermenistan'la enerji, yatırım ve ulaşım alanında iyi ilişkiler geliştiren Tahran, Bakü'yü şok eden bir anlaşmaya imza koydu. İran telefon operatörü İran Kish Telekom şirketi Ermenistan'ın işgal ettiği Yukarı Karabağ'da faaliyet gösteren Karabağ Telekom'la roaming anlaşması imzaladı.

Bunları biliyor musunuz serisi

Bir kağıt parçası simetrik olarak 7 seferden daha fazla katlanamaz.
Her iki dakikada bir, bir bebek doğmaktadır.
Eyfel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak tırmanmanız gereklidir.
Amerika’da öldürülen erkeklerin yüzde 6’sı eşleri ya da kız arkadaşları tarafından öldürülüyor.
Bir insanın yaşamı boyunca salgıladığı tükrük, iki yüzme havuzunu doldurabilir.
Tayland’da iç çamaşırsız gezmek yasaktır.

Kıyafetlerin içini gösteren kamera bilmecesi

Kıyafetlerin içini gösterdiği iddia edilen kameralar gerçek oldu; hatta satışa bile sunuldu...
Steele'in iddiasına göre bu lens kıyafetlerin içini gösterebiliyor.Yaklaşık 40 yıl önce çizgi romanlar sayesinde ilk kez duyduğumuz, kıyafetlerin içini gösteren cihazların söylentisi her zaman vardı ama gerçeğini görebilen olmamıştı. Fakat her zaman bir tanıdığının, tanıdığında böyle bir gözlük veya kamera olduğunu söyleyen birileri çıkmıştı.

Şimdilik genç olan gerçekte genç değildir. Genç olma sırası kimde?

Eskişehir’deydim. Gösterdiler bana. “İşte şurası hapishanenin yeri!” Hapishane yok artık; yerinde tramvay durağı var. “Ama lise olduğu gibi duruyor.” Cumhuriyet Lisesi. Şimdi yerinde olmayan hapishanenin mazi olmuş pencereleri bir zamanlar lisenin bahçesine bakıyordu.

Hapishane penceresinin ardındaki gözler ağlıyordu. Lise bahçesinde kendilerini ritmik hareketlere kaptırmış kızlar gülüyordu. Kendisi için değildi gözyaşları. Yaşlılığına dair değildi hüznü. Hapsedilmişliği umurunda değildi. Genç kızlar onun için ağlıyor değil; o genç kızlar için ağlıyordu. Ağlanacak halde olan kendisiydi oysa…

İzmir'i Ermeniler yaktı

İzmir, 15 Mayıs 1919'da Yunan kuvvetlerince işgale maruz kalmış, bu arada birçok yerli halkla beraber, kışlarlında acı sonu gözlemleyen Türk askerimizde kılıçtan geçirilmiştir.

Yerli Rum ve Ermeni halkımız işgali büyük bir sevinç ve neşe ile karşılamış, o güne kadar kardeşane bir şekilde yaşadığı Türk komşularına karşı hasmane bir tavır sergilemişlerdir. 3 sene 3 ay 24 gün bir esaret hayatından sonra Türk ordusu, 30 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Savaşından sonra, bozguna uğrattığı Yunan ordusunun ardından 9 Eylül’de İzmir’e, Türk halkının büyük neşe ve sevinç çığlıkları içinde girdi, Hükümet konağına ay yıldızlı bayrağımızı çekti.

Adnan Menderes kimdi, Apo kimdir?

Bu iki ismi yan yana koymaktan utanç duyuyorum ama neylersin ki, son günlerde PKK yandaşları işi o kadar ileri götürdüler ki, İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen, 40 bin insanın ölümüne, pek çok köyün, mezranın boşaltılmasına, 300 milyar dolar yani, 300 katrilyon paranın harcanmasına çocuk, kadın, yaşlı, genç insanımızın Türk-Kürt ayırımı yapmadan katline neden olan bir cani için, Türkiye’yi bir baştan bir başa savaş alanına çevirdiler.
Pekala Adnan Menderes kimdir?

Adnan Menderes'in yükselişi ve sonu

DP, 7 Ocak 1946 yılında 64 yıl önce Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından kurulmuştur. Yani İkinci Cihan Harbi’nin sona ermesinden 1 yıl sonra, CHP’ye tek rakip olmuştur ki, DP’ye karşı halkın büyük teveccüh göstermesinden kuşkulanan CHP, hemen seçim kararı almış, 21 Temmuz 1946 yılında sandığa gitmiştir. O zaman ki seçim yasası, açık oy, gizli tasnif şeklinde olduğundan, DP’nin oylarının gizli odalarda gasp edildiği ve yerine CHP’nin oylarının konulduğu hâlâ söylenmektedir. Bunun en canlı misali, Mersin’in Aslanköy nahiyesindeki (Şimdi ilçe olmuştur) halkın, sokağa dökülerek yapılan oy hırsızlığına isyan etmesidir.

27 Nisan Muhtırası ve önceki darbeler

Türkiye, 27 Mayıs 1960 ihtilalini müteakip 22 Şubat 1961 yılında ve 21 Mayıs 1962 yılında olmak üzere, Albay Talat Aydemir tarafından başlatılan ve kendisinin ve Yarbay Fethi Gürcan’ın idamları ile son bulan iki ayaklanma olmuştur. Ayrıca isyana katılan Harbiye talebeleri de okuldan ihracı edilmişlerdir. Bu hareket yurtta, ne sosyal, ne siyasi bir etki yapmadığından, bu güne kadar üzerinde durulmamıştır.

12 Mart 1971 muhtırası ise, mevcut hükümetin, ki Başbakan Süleyman Demirel ve Adalet Partisi tek başına iktidarda idi, Hükümet istifa ettirilmiş, CHP’den istifa ettirilen Nihat Erim başkanlığında ekseriyeti meclis dışından alınan teknokratlardan oluşan koalisyon hükümeti kurulmuştu. Halbuki, AP hükümeti, 1969 seçiminden tek başına iktidar olacak şekilde galip çıkmıştı. Ekonomik durum fevkalade, yatırımlar yapılmakta, işsizlik çok az, kalkınma hızı yüzde yedilerde bulunuyordu. Durum bu vaziyette iken, Genelkurmay Başkanlığında üç kuvvet komutanı neden muhtıra ile mevcut hükümeti yıktıklarının iç yüzü hâlâ karanlıktadır.

İçerik yayınları

Son yorumlar