warning: Creating default object from empty value in /home/masal/domains/1001masal.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

avrupa

Şaşırtan "Ölüm Ağı"

Şaşırtan "Ölüm Ağı"

Nazi Almanyası'nın Avrupa'da Kurduğu "Ölüm Ağı" ile İlgili Araştırmanın Sonuçları Tarihçileri Şaşırttı. "Ölüm Ağı" Sanılandan Çok Daha Geniş Olduğu Ortaya Çıktı.

Nazi Almanyası'nın Avrupa'da kurduğu "ölüm ağı" ile ilgili araştırmanın sonuçları tarihçileri şaşırttı. "Ölüm ağı" sanılandan çok daha geniş olduğu ortaya çıktı. 5 bin kadar sanılan ölüm kamplarının sayısının 20 bin olduğu anlaşıldı.

ABD'de yayımlanan ilk "ölüm kampları ansiklopedisi", Nazi rejiminin bütün Avrupa'da 20 bin noktada tutuklama ve toplama kampı kurduğunu gösterdi.

HİSARCIKLIOĞLU'NUN EN BÜYÜK HAYALİ

HİSARCIKLIOĞLU'NUN EN BÜYÜK HAYALİ

TOBB ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, hayalinin, dünyanın ilk yüz şirketi arasında bir Türk şirketi görmek olduğunu söyledi.

Hisarcıklıoğlu, Berlin'deki Türkevi'nde, DEİK bünyesinde kurulan Dünya Türk İş Konseyi Avrupa Bölge Komitesi Toplantısı'na katıldı.

Prof. Neumark'ın itirafları

Avrupa ülkeleri, bilhassa akıl hocaları İngilizler, planlarını hep İslam düşmanlığı üzerine kurdular. �Ne yapalım da İslamiyet zayıflasın, dolayısıyla Hıristiyanlık kuvvetlensin� düşüncesi bu planlarına esas oldu. Dün olduğu gibi bugün de geçerlidir bu kural. Demokrasi, din ve vicdan hürriyeti kendileri için, yani Hıristiyanlık için geçerlidir. Müslümanlar için böyle bir şey söz konusu değildir. �Nerede görülürse sinsice yok edilmelidir � prensibi uygulanmış hep. En büyük düşmanları da Osmanlı olmuş.

Batı gençliği bunalımda

�Satanist� lerle ilgili bir tartışma programında konuşmacının birinin çok güzel ve yerinde bir tespiti oldu. O da şuydu: � Batı�daki bütün isyan hareketlerinin altında Hıristiyanlığa tepki yatar. Satanistlik olsun, diğer, akla ve mantığa aykırı, bütün vahşetler aslında Hıristiyanlığa bir başkaldırıdır. Dine isyan hareketidir. Bu isyan o dereceye varmış ki, bu düşmanlıktan dolayı diğer bütün dinlerden, özellikle de İslamiyetten nefret ediyorlar. Kısacası, inancın her türlüsüne düşman olmuş Batı gençliği... �

Osmanlı'nın yıkılışında misyonerlerin rolü

İslâm memleketlerinde faaliyet gösteren misyonerler, Hıristiyanlığı yaymanın yanında, halkı bölücü ve yıkıcı kamplara ayırıp nihai hedef olarak devleti yıkmaya çalışmışlardır. Osmanlının yıkılmasında Misyonerlerin büyük rolü olmuştur. Osmanlının yıkılışında misyonerlerin etkisini iki noktada toplamak mümkündür:

1) Misyonerler, çeşitli bölgelerde yaşayan Ermeni, Rum, Bulgar vs. gibi Hıristiyan unsurların çocuklarını, açtıkları mekteplerde okutmuşlar ve onlara kendi milliyetçiliklerini aşılayarak, Osmanlı Devletine karşı isyana hazırlamışlardır.

Akıl almaz cinayet

Bu başlık, Milliyet Gazetesi yazarı Sn. Hasan Pulur�a ait. Sayın Pulur bu yazısında Batı�nın gerçek yüzünü bir İngiliz gazetesinden alıntı yaparak sergiliyor... Müsaade ederseniz, Batı�nın bugünkü durumuna girmeden önce, geçmiş hallerine kısaca değinmek istiyorum.

Kazanlı Abdürreşid İbrahim ( Ö.T.1944 Tokyo), Avrupalı�yı bilhassa İngilizleri şöyle tanımlar:

İngilizler, mağrur ve kibirlidir. Onlar, kendi şahıslarını ve vatanlarını ne kadar saygıya lâyık görürse, diğer insanları ve memleketleri de, o derece aşağı görürler.

Asıl onlar utansın!..

İstanbul�da toplanan �Uluslararası Avrupa Birliği Şurası� genel olarak değerlendirildiğinde;�Bilhassa, insan hakları yönünden dinimizde bazı eksiklikler, yanlışlıklar var; bunları eleştirel bir bakışla ana kaynakları yeniden yorumlayarak günümüzün şartlarına uyduralım, böylece Batı�ya karşı mahcubiyetten kurtulalım� havası hakimdi toplantıda. Alınan kararda da bu vurgulandı. Şunu unutmayalım ki, elbisenin üzerine vurulan yama hiçbir zaman orijinalinin yerini tutmaz. Her şeyin, orijinali, aslı kıymetlidir.

Zenbilli'nin gayri müslimleri savunması

Müslüman devletler, gayr-i müslimlerin hakkına, hukukuna saygılıydı. Bugünkü gibi hoşgörünün adı değil kendisi vardı. Gayri müslimlerin hukukuna ne kadar saygılı olduğunu göstermek bakımından ecdadımız Osmanlı�dan bazı anektodlar aktarmak istiyorum:

Avrupa'da, kralların, istediği kimseyi astırdıkları, istediği kimseyi hapsettikleri, yani tam bir diktatörlük ile ülkelerini idare ettikleri zamanlarda, Müslüman ülkelerde, Müslüman olsun, gayr-ı müslim olsun, herkese adalet ile muamele ediliyordu.

Avrupa Tarihinin 10 Büyük Yalanı

Cemil Meriç, “Kartaca’nın tarihini Roma’dan dinledik” diye yazmıştı. Roma karşısında mağlup olan ve bütün izleri silinen bu Afrikalı devlet, tarihini anlatacak bir Kartacalı çıkıncaya kadar sessizliğini koruyacak muhtemelen. Avrupa’nın Kartaca’sı olan Osmanlı tarihini de Avrupa merkezli bir bakışla okuyup okutmuyor muyuz? Biz de Osmanlı’nın tarihini Avrupa’dan dinleyenler safında değil miyiz? Osmanlı tarihini ‘Viyana’ya gittik, Viyana’dan döndük’ şablonuna sıkıştırarak anlatma hastalığımızdan belli değil mi bu?

İçerik yayınları

Son yorumlar