warning: Creating default object from empty value in /home/masal/domains/1001masal.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Din

İpin ucu kimin elinde?

Dinlerarası Diyalog, hakkında lehte, aleyhte çok şey yazıldı çizildi. Diyalogla yapılmak istenenlere herkes kendine göre bir yorum getirdi. Dinlerarası diyaloğu farklı bir açıdan yorumlayanlardan biri de Sayın Ali Eren�dir. Sayın Eren�in yorumu şöyle:

�İpin ucu başkalarının elinde; biz de Karagöz. Onlar yazmış, biz oynuyoruz: �Diyalog ve hoşgörü� oyunu�

Dinlerarası Hoşgörü tuzağı

Vatikan, Batı�da daha uzun süre ayakta kalamayacağını anlayınca, Müslümanların, dağınıklığından, kimsesizliğinden, fakirliğinden istifade etmek için Doğu�ya yöneldi. Müslüman ülkelerinde Hıristiyanlaştırma çalışmasını başlattı.

Bunu iki safhada yapmayı planlıyorlar. Önce, çeşitli baskılarla, entrikalarla, ithamlarla Müslümanları sindirmek ve saha dışına itmek. Sonra da bu boşluğu doldurmak.

Diyalog ve ulusal güvenliğimiz

Son yıllarda tatsız gelişmeler oluyor. Avrupalı parlamenterler açıkça Ayasofya�nın Kilise olmasını, İstanbul'un adının değiştirilmesini istiyorlar. Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal yıllar evvel "Ayasofya'yı ortodoks ibadetine açacaklar" dediğinde gülmüş geçmiştik. Ama zaman onu haklı çıkaracak herhalde. Altındal bıkmadan aynı cümleleri tekrar tekrar söylüyor: Bazıları misyonerleri anlamamakta ısrar ediyor "Efendim bunda ne var" diyorlar, "üç beş Hiristiyan gelmiş, dinlerini tebliğ ediyor. Eh, biz de Almanya'da aynı şeyi yapıyoruz.

Dinlerarası Diyalog'tan bir manzara

Dinlerarası Diyaloğun son durumu ile ilgili bir haberi de yorumsuz olarak sizlerin bilgisine sunmak istiyorum:

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı�nın geleneksel iftar yemeğinde her yıl olduğu gibi yine Türkiye mozaiği oluştu. Ruhani liderler, gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, sanatçılar, işadamları ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan 300 kişilik topluluk barış ve diyalog mesajları verdi.

Diyaloğun hedefi

Diyaloğun birinci şartı

Müslüman halkı Hıristiyanlaştırmak için faaliyet gösteren misyonerler, Ortadoğu�da büyük bir dirençle karşılaştılar. Bunu kırmak için, bu bölgede yaşayan Müslümanların, dini şuurunun yok edilmesi gerekiyordu. Dinlerarası diyalog ile, Hıristiyanlığın da hak bir din olduğu, korkulacak bir şey olmadığı konusu işlenerek, Müslümanların Hıristiyanlara karşı olan husumetini kırmayı gaye edindiler.

Diyaloğu başlatan kim?

İki asıra yakın zamandan beri Papalık, Misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı Ortadoğu�ya yaymaya, cahil Müslümanları Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktadır. Fakat, Afrika ülkeleri gibi, dinden haberi olmayan sadece isimleri Müslüman olan ülkelerde başarı elde etmelerine rağmen, İslamiyetin aslına uygun bir şekilde bilindiği ve yaşandığı, Müslüman ülkelerde istedikleri neticeyi alamadılar. Bunun neticesinde, Misyonerlik faaliyetlerine destek verilmesi için Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü projesi gündeme geldi.

Diyaloğun mahiyeti

Aslında, �Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü� yeni ortaya çıkmadı, asırlardır bu zaten vardı. Asrı Saadet�te ve sonraki zamanlarda, Müslümanlar, Hıristiyanlarla, Yahudilerle iç içe yaşadılar. Biribirlerinden borç aldılar; borç verdiler. Ticari alış veriş yaptılar. Örneğin, Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde, bir Yahudiye borcu vardı; Hazret-i Ali�ye bunu ödemesini vasiyet etti. Bu tür, komşuluk ve diğer insani ilişkiler zamanımıza kadar devam etti.

İçerik yayınları

Son yorumlar