warning: Creating default object from empty value in /home/masal/domains/1001masal.com/public_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

İslam

Yeni bir din kurma gayretleri

Aslında bu değiştirme işi sadece kurbanla sınırlı değildir, bunların gerçek niyeti dini tamamen değiştirmek, kendilerine göre yeni bir din kurmak. Vahye dayalı, nakli esas alan İslamiyeti yok edip, Protestanlık gibi yeni bir dinin tarih sahnesinde yerini almasını sağlamak.

Reform ve İslâmiyet

İslam aleminde �reform� 18. asırda gündeme getirildi. Hıristiyan ülkeler özellikle İngiltere, asırlardır yaptıkları mücadelede kaba kuvvetle �Haçlı Seferleriyle� bir yere varamayacaklarını anlayınca, reform fitnesini soktular müslümanlar arasına. Netice alabilmek için de 150 yıl gibi uzun bir süre koydular.

Dinin yeniden yorumlanması

Bazı okuyucularım,� Sende Batı saplantısı oluşmuş. Her olumsuzluğu dönüp dolaştırıp Batı�ya mal ediyorsun...� diyorlar. Evet, bu saplantı değil gerçeğin ta kendisidir. Kusura bakmasınlar, son zamanlarda temcid pilavı gibi tekrar gündeme getirilen, �İslamda Reform� �Kur�anın Çağdaş Tefsiri� �Dinin Yeniden Yorumlanması� �Dinlerarası Diyalog�gibi tartışmalar için de aynı şeyi söyleyeceğim. Diyanet İşleri Başkanı�nın, �Ben reform kelimesini kullanmadım, İslamın reforma ihtiyacı yok!� demesine rağmen, Diyaneti de kattılar bu kampanyaya. Hem de lokomotif görevi uygun görülerek.

Dinde reform

Dinlerarası diyalog ve Dinlerin birleştirilmesi fikri hemen oluşmadı. İki asırlık aşamalı faaliyetler sonucunda ancak gelinebildi. Önce alimler ve temel fıkıh kitapları devre dışı bırakıldı. Arkasından dinde reform faaliyetleri yapıldı. Bunun için İslam aleminde ısrarla şu görüş öne sürüldü: �İslamiyet çağın şartlarına artık uymamaktadır. Zamanımıza göre, dînimizde de yenilikler, değişiklikler yapılmalıdır..�

Albert Schwitzer'in yorumu

İslam medeniyetinin farkını belirtmeden önce, medeniyet nedir, ne değildir buna bir açıklık getirelim. Medeniyet demek, yalnız ilim ve teknoloji demek değildir. Bunlar, medeniyet için, ancak bir âlet, bir vasıtadır. İlimde, fende çok ileri olan milletlere teknolojilerini ne yolda kullandıklarını incelemeden, medenî demek büyük gaflettir. Teknolojinin çok gelişmiş olması, gözleri kamaştıran yeni buluşların artması, medeniyeti göstermez. Bunları medeniyet sanmak, her silâhlıyı gâzi, asker sanmaya benzer. Evet, iyi bir asker olmak için en yeni harp vasıtalarına sahip olmak lâzımdır.

Batılılaşmanın neresindeyiz?

Batının teknolojisine değil de örf adetine, yaşayışına talip olarak �Batılılaşma� 1839 yılında tanzimat fermanından sonra başladı. Bunun öncülüğünü de Mustafa Reşid Paşa yaptı. İskoç Mason teşkilatı üyesi Lord Rading vasıtasıyla tatlı vadlere Reşid Paşa, Mason locasına üye yapıldı. Daha sonra da sadrazamlık makamına tayin ettirildi. Reşid Paşa�nın ilk işi daha önce Lord Rading'le beraber hazırlamış olduğu reform ve ıslahatları Tanzimat Fermanı adı altında yayınlatarak yürürlüğe koymak oldu. Ardından, casusluk ve hıyanet ocakları faaliyete başladı.

Batılılaşma süresi

İki asır önce sadece yönümüzü çevirdiğimiz Batıya yönelişimiz son yıllarda koşar adıma dönüştü. Son günlerde toplumun herkesiminde bunun tartışmasını yapılıyor. Eksileri artıları gündeme geliyor. Gerçi Batıya yönelişimizin miladı iki asır öncesi değil. Osmanlı kuruluşundan itibaren Batıya yönelmişti. Fakat iki yönelişin arasında çok büyük fark var. İlk yönelişin hedefinde, onlara İslam ahlakını tanıtmak ve onların İslam ile şereflenmelerini sağlamak vardı.

Yanlışın tersi doğruyu gösterir

"Light İslam" yazımdan dolayı hayli arayan oldu. Tebriklerini, teşekkürlerini bildirdiler. Bu arada da, "Bu tür faaliyetlerden zarar görmemek için ne yapmamız lâzım?" diye sordular.

Fazla yapılacak bir iş yok aslında. Ne diyorlardı, "Alimleri, fıkıh kitaplarını bir tarafa bırakın, dininizi doğrudan Kur'an-ı kerimden öğrenin!" Söylediklerinin tersini yapmak kafi, zarar görmemek için.

Kendilerine benzetmek istiyorlar

Yahudi - Hıristiyan işbirliği ile İslamiyet tamamen yok edilemeyince, yeni bir stratejinin geliştirilmesine ihtiyaç duyuldu. Bu maksatla, �Light İslam� ismini verdikleri yeni bir proje geliştirdiler. �Light İslam� , hafif, yumuşak İslam manasına gelmektedir. Fakat gerçek manası, � İslamın içinin boşaltılması� dır. Buna en kısa ifadeyle, �Kendilerine benzetme� projesi diyebiliriz.

Light İslâm

Son aylarda gazetelerin, televizyonların hiç gündeminden düşmediği konu; bankaların içlerinin boşaltılması, bu yolla yapılan vurgunlar... Biliyorum, hemen diyeceksiniz ki, bu konuları yazan birçok kimse var, sen niçin bu konulara giriyorsun, başka konu mu kalmadı? Haklısınız merak etmeyin bankalardan bahsetmiyeceğim; �İçini boşaltma� tabiri bana başka bir konuyu hatırlattı, ondan bahsedeceğim. Bu konu, Batı�nın �İslamın içini boşaltma� projesi Batı�nın ifadesiyle, �Light İslam�...

Protestanlaştırmaya destek verenler

Önce şunu ifade edeyim, Ehli sünnet inancına sahip İslam âlimlerinin dışında kalan bütün Müslüman aydınlar bilerek veya bilmeyerek; az veya çok bu sinsi faaliyetine destek vermişler ve vermektedirler.

İslam dünyasında protestanlaştırma hareketlerine ilk destek, Muhammed Abduh, Cemalettin Efgani, Mercani, Musa Carullah... gibi reformistlerden geldi. İslamın yeniden yorumlanması fikrini ortaya atarak protestanlaştırmaya öncülük ettiler. (Ülkemizdeki, günümüz Refomcularını, Luther�lerini herkes bildiği için bunların isimlerini zikretmeği luzumsuz görüyorum. Arife tarif gerekmez.)

Martin Luther'in örnek alınması

Batı dünyası, yani Hıristiyan âlemi, ilk zamanlar İslamiyeti pek ciddiye almadı. Arabistan yarımadasında, Araplar arasında dini bir mücadele olarak baktı olaya. İslamiyet Arabistan dışına taşıp, doğuya, batıya, özellikle de Anadolu kapılarına dayanıp, Bizansı, Avrupayı tehdit eder duruma gelince Hıristiyan âlemi telaşlandı.
Haçlı seferlerini başlattılar. Kudüs�e kadar ulaşıp binlerce müslümanı kılıçtan geçirdiler. Fakat, Müslümanları yıldıramadılar, Müslümanlar tekrar toparlanıp, Haçlı sürüsünü, Kudüs�ten ve Anadoludan attı.

İzzetBegoviç'in din anlayışı

Vefatının ardından Aliya İzzetbegoviç için günlerce yazıldı. �Kör ölünce badem gözlü olur� ata sözünün ne kadar doğru, isabetli olduğuna bir kere daha şahit oldum. Ayrıca Ehli sünnetin ne kadar garip kaldığını gördüm. Herkes Begoviç�i övme yarışına girdi. Reformistlerin, yenilikçilerin övmelerini anlıyorum. Tabii ki kendi görüşlerinde, düşüncelerinde olan Begoviç�i övecekler. İşin garibi dinde reforma karşı olan kimseler de bu yarışa katıldı. Bu adam kimdi, neler yaptı, neler yapmak istedi? Sorularının cevabı araştırılmadan yazıldı, çizildi...

İngilizlerin �İslamı Nasıl Yıkabiliriz?� plânı

İngiliz Casusu Hempher hatıralarında, kendisine verilen,�iki� devlet sırrından bahseder. Bu sırlardan biri, İslamı yıkma çalışmalarının esaslarını teşkil eden ve az sayıdaki casuslara gizli olarak verilen �İslamı Nasıl Yıkabiliriz?� kitabıdır. Bu kitapta geçen yıkım planlarının birçok maddesi �Dinlerarası diyalog ve hoşgörü� prensipleri ile bire bir örtüşüyor. Hempher, bu planları bakınız nasıl anlatıyor:

Güncel dini meseleler istişare toplantısı

�Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü� projesinin alt yapısını oluşturmak gayesiyle tertiplenen, �Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantıları� na geçmeden önce bir hatıramı anlatayım:

Cağaloğlu�da iken, �Mezhepler� konusunu tartışmak üzere ilahiyat talebesi bir genç ziyaretime gelmişti. Bu konuları konuşurken ikindi vakti geldi. Beraber Sultanahmed Camiine gittik. Şadırvanda abdest alıp, cemaate dahil olduk.

İstikbal pek iyi görünmüyor

Türkiye�de de genel olarak milli kültürümüzden, dinimizden uzaklaşma varsa da, Almaya�daki yabancılaşmaya benzer bu uzaklaşma daha ziyade, sosyete tabir ettiğimiz, zengin semtlerde yaşayan gençlerde görülmektedir.

Ecdadımızın manevi kültürü verilmeyen gençler, bu boşluğu içkide, fuhuşta, uyuşturucuda arıyor. Bu felaketlerle tanışma yaşı istatistiklere göre, 14-15 yaşına indi. Zenginlik, iki tarafı keskin bıçak gibidir. Dikkatli kullanılmazsa büyük zarar da verebilir. Faydalı bir şekilde kullanılması çok zor olduğu için de bugüne kadar zararı faydasından çok olmuştur zenginliğin.

Biz Hıristiyan olduk haberiniz olsun!

Almanya�dan yaşlı bir teyze aramıştı. Ağlamaktan konuşamıyordu. Kendine gelmesi için telefonda bekledim. Biraz rahatladıktan sonra anlatmaya başladı. Evladım yirmi senedir, Almanya�dayız. Karı-koca gece gündüz çalışarak çocuklarımızın iyi bir öğrenim görmesini sağladık. Oğlum 27, kızım 25 yaşında okullarını bitirdiler. İşe başladılar. Keyfimize diyecek yoktu artık. Yirmi sene çok sıkıntı çekmiştik fakat sonunda çocuklarımızın geleceğini sağlama almıştık. Mutluyduk.

Osmanlı'nın yıkılışında misyonerlerin rolü

İslâm memleketlerinde faaliyet gösteren misyonerler, Hıristiyanlığı yaymanın yanında, halkı bölücü ve yıkıcı kamplara ayırıp nihai hedef olarak devleti yıkmaya çalışmışlardır. Osmanlının yıkılmasında Misyonerlerin büyük rolü olmuştur. Osmanlının yıkılışında misyonerlerin etkisini iki noktada toplamak mümkündür:

1) Misyonerler, çeşitli bölgelerde yaşayan Ermeni, Rum, Bulgar vs. gibi Hıristiyan unsurların çocuklarını, açtıkları mekteplerde okutmuşlar ve onlara kendi milliyetçiliklerini aşılayarak, Osmanlı Devletine karşı isyana hazırlamışlardır.

Misyonerlerin sinsi oyunları ?

Bütün İslam ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de �misyonerlik� faaliyetleri son zamanlarda yoğun bir şekilde sürmektedir. Büyük şehirlerimizde apartman dairelerini �gizli klise� lere dönüştürme planları işin vehametini göstermiştir. Çok şükür ki, Devletimiz, bu gayri meşru �gizli kilise� faaliyetine el koyup, yakın takibe aldı.

İki çocuğu Hıristiyan olan ailenin dramı

Hıristiyanlık propagandasının bütün İslam ülkelerinde yoğun bir şekilde yapıldığı bir zamandayız. Bunun için çocuklarımıza sahip çıkıp, onları bu tehlikeden korumak zorundayız.

Ziyaretime gelen yaşlı anne - babanın hıçkırıkları hâlâ kulağımda... Kendileri Fransa�dan kesin dönüş yaptıktan sonra, orada kalan 20-25 yaşlarındaki kızlarıyla oğullarının Hıristiyan oldukları, hatta misyonerlik yaptıkları haberi üzerine yıkılmıştı zavallılar.

İçerik yayınları

Son yorumlar