İslâm ordusuna sızan casuslar

Şüphesiz Derin Devlet casusları yalnızca günümüzde devlet başkanlarının evine kadar sızmıyorlardı. Bu sızmalar tarih boyunca hep oldu. Başkanları dize getirmek için tehditten şantaja hatta suikaste kadar pek çok girişimde bulunan şer odakları sayısız entrika çevirdi, akla hayale gelmeyen desiselere başvurdular.

Sızmalar devlet başkanları ile sınırlı kalmadığı muhakkak. Ordudan bürokrasiye, ilim mahfillerinden camiye, medyadan sokağa kadar her yerde boy gösterdiler. İnsanın olduğu her yerde ortaya çıkan fitneciler Efendimizin yoluna da çıktılar. Ordusuna, camisine evine kadar sızmaya kalkıştılar.

İslam ordusu Uhud savaşına giderken büyük bir operasyon hazırladılar. Çok önceden Mekke'ye giden bir gurup Yahudi halkı ve yöneticileri Müslümanlarla karşı alabildiğine cesaretlendirip kışkırttılar. Söyledikleri şiirlerle moral verip, gaza getirmekle kalmayıp maddi destek konusunda çeşitli vaadlerde bulundular. Savaş sırasında İslam ordusuna katılacak Medine Yahudileri ve Müslüman görünen dostları ile birleşecek Müslümanları son ferdine kadar öldüreceklerdi.

Planın birinci aşaması başarı ile tamamlandı. Mekkelileri savaşa kışkırtan Yahudiler 3000 kişilik o günün şartlarına göre son derece donanımlı bir orduyu harekete geçirdiler. İkinci aşama için harekete geçen çok sayıda münafık orduya katıldı. Üçüncü aşama Yahudi askerlerin orduya katılmasıydı. Dördüncü aşamada savaş esnasında müşriklerle birleşip İslam ordusunu yok edeceklerdi. Planın son aşaması ile ilgili bir bilgiye rastlamadım. Ama diğer üç aşama dördüncü aşamayı bilgiye gerek duyulmayacak açıklıkta gösteriyor.

Üçüncü aşamayı gerçekleştirmek için harekete geçen Yahudiler 600 kişilik bir ordu hazırladılar. Çoğu okçulardan oluşan askerler İslam ordusundan önce şehrin çıkışına gidip beklemeye başladılar. Seniyetü'l Veda'ya gelindiğinde Allah Resûlü (a.s.m.) beklemekte olan Yahudileri gördü. Yanındaki sahabelere:

- Bunlar kim? diye sordu. Sahabeler:

- Abdullah b. Übey'in müttefiki olan Yahudiler. 600 kişilik bir birlikle bizim yanımızda savaşmak için gelmişler, dediler.

Mekke'de Müslümanları yok etmek için savaş tamtamları çalan Yahudiler, Medine'de nerdeyse İslam ordusu büyüklüğünde bir ordu ile Müslümanların yanında yer almak için gelmişti. Tablo ne kadar tanıdık? Milleti bölüp birbirine düşüren, çatışan tarafların herbirini kukla gibi yöneten derin güçlerin oyunlarına ne kadar çok benziyor.

Durumu farkeden Efendimiz şeytanlaşmış insanların oyununu bozdu. Sahabelere:

- Gelenler Müslüman mı oldular? diye sordu. Onlar:

- Hayır Müslüman olmadılar. Sadece bize yardım için gelmişler, dediler. Efendimiz:

- Onlara geri dönmelerini söyleyin. Biz inanmayanlara karşı diğer inanmayanlardan yardım istemeyiz, buyurdu.

Oyun bozulunca B Planına geçildi. Uhud'a yaklaşılınca bir kaç casusu İslam Ordusunda bıraktıktan sonra ordunun üçte birini yanına alan Abdullah b. Übey Müslümanları düşmanla başbaşa bırakarak geri döndü. Aslında plana göre daha fazla kişiyi yanına alacaktı. Akabe'de biat eden sahabeler ve Nakipler buna engel oldular. O 300 kişi ile geri dönünce İslam ordusu 600 kişi civarında kaldı. Müslümanlar yalnızca güç değil bir aynı zamanda moral kaybettiler. Bazı kabileler geri dönme konusunda ciddi tereddütler yaşadı.
Büyük operasyon...

Orduda kalan casuslar ilk fırsatta devreye girerek, sahabelerin morallerini bozup savaş meydanından kaçırmak için büyük çaba gösterdiler. Etkili de oldular. Durumu fark eden sahabelerin feryatları olmasa nerdeyse büyük bir felakete sebep olacaklardı.[1]

İslam ordusuna sızma girişimi sürekli devam eden derin güçler, ihtilal yaparak Allah Resûlü (a.s.m.) ve onunla birlikte hicret edenleri Medine'den kovmak için büyük bir operasyon hazırlığı içine girdiler. Plan Mustalık oğulları seferinde uygulandı. Çok sayıda Münafıkın katıldığı seferde üst üste bir çok fitne hareketi sahnelendi. Efendimiz oyunlarını bir bir bozunca çirkefleşen münafıklar Hz. Aişe'ye iftira atarak Efendimizi ve iffet timsali zevcesini lekelemeye kalkıştılar. Planların boşa çıktığı bu olaylarda dikkatimi çeken en önemli taraf münafıkları cesaretlendiren ve hedefe yaklaştıran en büyük desteğin samimi Müslümanlardan gelmesi bir başka değişle Müslümanların hataları ve bir anlık gafletleri fitili ateşleyen sebep olmakla kalmadı, Hz. Aişe olayında olduğu gibi büyümesine neden oldu. Bu pencereden bakıldığında görülecektir ki samimi kişilerin desteğini almayan şeytanlaşmış insanlar asla başaramıyorlar. Bunu bildikleri için sürekli bilgiyi kirletiyor, etrafı toz duman edip kafaları karıştırıyorlar. Terörü bile sırf kafaları daha çok karıştırıp kitleleri istedikleri tarafa yönlendirmek için çıkarıyorlar.
Derin güçler nifak krizine tutuluyor

Derin güçler en çok kullandıkları suikast silahını onlarca kez Efendimize doğrulttular. Tebük savaşında orduya sızan münafıklar. Efendimizi öldürmek için fırsat kollayıp durdular. Tebük seferinden dönülüyordu. Çok zorlu bir sefer bitmiş, davet yolunda ciddi bir adım daha atılmış İslam ordusu Medine'ye doğru yol alıyordu. Müslümanların bu seferde yok olacağını sanan münafıklar yine yanılmıştı. İşte her şeye rağmen sefer başarı ile bitmişti. Gördükleri tablo onları çılgına döndürüyordu. Şimdiden nifak krizleri tutmuştu. Ne yapıp yapıp Allah Resûlü'nden (a.s.m) kurtulmalıydılar.

Ama nasıl?

Gizlice toplanıp konuştular. Galiba sorularının cevabını bulmuşlardı. Ordu dar bir geçitten geçerken Allah Resûlü'e (a.s.m) saldıracak, sıkıştırıp uçurumdan aşağı atarak ondan ebedi olarak kurtulacaklardı. Bu düşünce hepsinin kulağına hoş geldi. Ancak her zaman olduğu gibi yine bir şeyi unutuyorlardı. Öldürmeyi planladıkları kişi Allah'ın gözetip koruduğu Kainatın Efendisiydi.

İşte bekledikleri an gelmişti. Bir süre sonra dar bir geçitten geçilecekti. Hemen aralarında konuşup suikast planlanlarını gözden geçirdiler. On iki kişiydiler. Tanınmamak için yüzlerini örtecek Allah Resûlü'nü (sav) vadinin en dar yerinde sıkıştırıp uçurumdan düşmesini sağlayacaklardı. Ancak yapmak istediklerinin Allah tarafından Resûlü'ne (a.s.m) bildirildiğinden haberleri yoktu.

Allah Resûlü (a.s.m), münafıkların kendi için hazırladıkları tuzağı Rabbinden öğrenince, onlara ders vermek ve tuzaklarını boşa çıkarmak için hızlıca gereken tedbiri aldı. Dar geçide yaklaştığında orduya emir verdi:

- Siz vadinin içinden gidin! O yol daha geniştir. Daha kolay gidilir. buyurdu. Kendisi yokuş olan boğaz yolunu takip etti. Sahâbelerine:

- Kimse bu yoldan gelmesin! diye kesin emir verdi. Sahâbeler vadi yoluna girerken o boğaz yolunu takip etti. Yalnızca Ammar b. Yâsir ve Huzeyfe b. Yeman'ın kendisine eşlik etmesini emreden Allah Resûlü (a.s.m), birine devesini arkadan sevketmesini diğerine önden çekmesini emir buyurdu. Bu iki kahraman sahâbe aynı zamanda ona korumalık yapacaktı. Dar geçide girip biraz ilerledikten sonra münafıklar ortaya çıktı.

Yüzlerini sıkı sıkıya örtmüş develerinin üzerinde onlara doğru geliyorlardı. Gelenlerin niyetlerinin kötü olduğunu anlayan Ammar elindeki kalın değnekle katillerin develerin başlarına vurarak yaklaşmalarına izin vermedi. Bu hareket münafıkları yavaşlamak zorunda bıraktı.
Cebrail, suikastçileri bildiriyor

Huzeyfe ile Ammar devenin yularını nöbetleşerek çekiyorlardı. Bir süre sonra Huzeyfe arkaya Ammar öne geçti. Gece yol aldıkları için etraf oldukça karanlıktı. Hatta bir ara Allah Resûlü (a.s.m), ön tarafta gidenin hangi sahabe olduğunu fark edememişti.

Ammar b. Yasir o anı şöyle anlatıyor:

"Bir ara Allah Resulü (a.s.m) bana:

- Sen kimsin? diye sordu.

-Ammar b. Yasir. dedim. Sonra devenin arkasına doğru baktı.

- O kim? diye sordu. Huzeyfe:

- Huzeyfe b. Yeman'ım ya Resulallah! dedi. Efendimiz:

- Hayır, sen Keysan (zeki uyanık biri)sın buyurdu.[2]

Geçit oldukça uzundu. Bir ara Allah Resûlü (a.s.m) uyuklamaya başladı. Münafıklar ortamın müsait olduğınu görünce yeniden harekete geçtiler. Birbirlerine:

- Onu hayvanından düşürürsek boynu kırılır. Bizde ondan ebediye kurtulmuş oluruz, dediler. Huzeyfe onların sözlerini duyunca endişelendi. Hemen yüksek sesle Kur'an okumaya başladı. Maksadı Allah Resûlü'nü (a.s.m) uyandırmaktı. Hedefine ulaştı. Uyanan Allah Resûlü (a.s.m):

- Kur'an okuyan kim? diye sordu. Huzeyfe:

- Ben Huzeyfeyim, diyerek bir suikastle karşı karşıya olduklarını bildirdi. O sırada Cebrail Allah Resûlü'ne (a.s.m) gelerek, suikastcilerin durumunu bildirdi. Efendimiz sahabelere suikastçilerin hayvanlarının yüzüne değnekle vurarak suikastçileri geri püskürtmesini emretti. Huzeyfe elindeki kalın sopa ile suikastçilerin hayvanlarının yüzüne hızlı hızlı vurdu

- Savulun ey Allah'ın düşmanları! diye bağırarak onları geri püskürttü. O sırada Allah Resûlü (a.s.m), münafıklara sert bir şekilde bağırınca, niyetlerinin Allah tarafından Resulüne bildirildiğini anlayarak korktular. Hemen bulundukları dar geçitten ayrılıp diğer sahâbelerin arasına karıştılar...[3]
Camiye sızan casuslar

Derin Devlet adına çalışanlar istihbarat toplamak, gerçek yüzlerini gizlemek veya direk cami ve cemaati hedef almak için camilere sızmaktan sakınmaz, hedeflerine ulaşmak için halkın dini duyguları ile oynarlar. Fitneciler bu metodu Allah Resûlü'nün (a.s.m.) yaşadığı zamandan itibaren hep yaptılar.

Müslümanların açıklarını bulmak, plan proğramlarını öğrenip ona göre konumlanmak, fırsat bulduklarında fitne ve fesat çıkarmak üzere görevlendirilen kişiler Mescid-i Nevevi'den ayrılmazdı. Gün boyu Müslümanların yanına sokulur, konuşulanları dinler, sinsi sinsi dolaşıp bilgi toplarlardı. Mescitten ayrıldıktan doğruca üstlerine gider, topladıkları bilgileri rapor ederlerdi. Olanların farkında olan Allah Resulü (a.s.m.) onları göz hapsinde tutar ileri gittiklerinde müdahale ederdi.

Bir gün aslen Yahudi olan münafıklardan birkaçının bir araya gelerek Mescid-i Nebevi'nin bir köşesinde birbirlerine sokulmuş, kafa kataya vermiş, fısıltı ile konuşup gülüştüklerini gördü. Belli ki, bir fitne peşindeydiler. Buna fırsat vermeK istemedi. Sahabilere:

- Şunları mescitten çıkarın, diye emretti. Emri duyan Ebu Eyyûb el-Ensârî, hemen yerinden sıçradı. Nifak çıkaran Amr b. Kays'ın ayağından tutup sürükleye sürükleye dışarı attı. Sonra Râfi' b. Vedia'nın yanına gitti. Onu da cübbesinden tutup çekti. Râfi' çıkmamak için direnince sert bir tokat vurarak dışarı attı.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul><img> <ol> <li> <dl> <dt> <img> <b> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar